Deniz Hayattır

  • 29 Ocak 2018

Bilindiği gibi, bir tekne suyun kaldırma kuvveti sayesinde yüzer. Bu kuvvet, teknenin varlığıyla yer değiştiren, taşan (yani 'deplease' olan) suyun ağırlığına eşittir. bu bakımdan bir teknenin yüzebilmesi için taşırdığı suyun ağırlığından daha ağır olması gereki ki kaldırma kuvveti yetersiz kalıp tekne batmasın.
Tekneler sadece suda yüzdürülmek gereğiyle yapılmış olsalardı, formları neredeyse birbirinin aynı gibi olabilirdi. Aralarındaki farklar sadece boyutları ve yapım malzemelerinden ileri gelebilirdi. Fakat teknelerin su yüzeyinde kalmanın, yüzmenin dışında da amaçları vardır. Su içinde hareket de edebilmelidirler. Ve bir kere hareket etmeye başladıklarında ise, doğanın birbirinden karmaşık kuralları, karmaşık işbirliği içinde tekneye etki etmeye başlar. İşte bu karmaşık etkileri karşılamaya çalışan insanoğlu, tarih boyunca birçok tekne biçimi yaratmaya çalışmıştır. Biz de burada bir giriş olması amacıyla tekne formlarına ilişkin iki önemli tanımdan ve bunların motor seçimine olan etkilerinden söz edeceğiz.

Deplasman Tekneleri


Önündeki suyu itip ilerleyen bir deplasman teknesi hiç birimize yabancı gelmiyor olsa gerek. İşte deplasman tekneleri, bir-iki kişiyi taşıyabilecek bir sandaldan veya bir işkampaviyadan tutun da deplasmanı bir milyon ton olan bir süper tankere kadar geniş bir yelpazeye yayılmışlardır. Bizim ilgi alanımıza giren tekneler bu yelpazenin oldukça aşağı kısmında kalmakla birlikte, boyutlarına göre orantılandırıldığında oldukça tehlikeli havalarda denizle baş etmek zorunda kalmaktadırlar. Bu bakımdan bir teknenin denizciliği de gayet önemlidir.

Deplasman tekneleri yuvarlak sintine dönümlerine sahiptir (hemen burada, kanal gemileri gibi tek çeneli veya iki çeneli deplasman tekneleri de olduğunu belirtelim). Balıkçı gemilerini, can filikalarını, yük taşımacılığında bütün ticari tekneleri, büyük motor yatları gözünüzün önüne getirin. Birçok biçim ve boyuttaki deplasman tekneleri, kullanıcılarına her hizmeti sunmaya hazır gibidirler, yüksek hız dışında.
Deplasman teknelerine yönelik gerçekçi bir hız tahmini yapabilmek için aşağıdaki formülden yararlanılabilir.:

Hız [Knot]=1.4x(Suhattı boyu [ft])üssü½

Yani eğer hızlı bir tekne istiyorsak , boyu uzun bir tekne yapmak zorundayız. Teknemizin eni dar ise suyun içinde geniş teknelere nazaran daha rahat ilerleme olanağı bulur.

Burada söylediğimizin aksine, ileride de sözünü edeceğimiz gibi kayıcı tekneler ise kayıcı yüzeylerinin bitiminde geniş bir kıç yapısına sahiptirler. Böyle geniş bir kıç yapısı deplasman tekneleri için pek akılcı değildir. Çünkü tekne ilerlerken çok fazla sürüklenme oluşturur. Bununla birlikte birçok motor teknesi geniş bir kıça sahiptir. Çünkü böyle bir form belli bir boyda ve yapılan masrafta kullanılacak en fazla hacmi sağlarken özellikle yalpa hareketi için iyi bir denizcilik özelliği de vermektedir.

Motorlu teknelerde çoğunlukla bu tekne formlarını tercih etmekteyiz. Daha önce de bahsettiğimiz gibi bu tekneler ilerledikçe önlerindeki suyu iterler ve bu itiş sonucunda büyüklüğü tekne hızıyla artan dalgalar oluştururlar. Yine de belli bir formdaki tekneyi belli bir hızla yürütebilmek için gerekli gücü hesap edebilmek son derece karmaşıktır. Hele bir de bu güce etki eden bütün etmenleri göz önüne almaya kalkarsak. İşte bu zorlu problemi çözmeye uğraşmak tekne tasarımcılarının işidir aslında.
Bazı teknelere ise gereksindiği gücü tespit etmek amacıyla tank testleri yapılır. Bu testler sonucunda direnç eğrileri elde edilir. Teknenin direnci bu şekilde elde edildikten sonra aşağıdaki formül yardımıyla "etkin beygir gücü"(ehp) dediğimiz değere ulaşabiliriz:


ehp=direnç(pounds) x hız(knot) x 0.0031

ehp/bhp oranı da gemiyi sevk edecek motor gücünün oransal değerini de verir ki buna da biz 
"sevk katsayısı" adını veriyoruz. Bu katsayı tekne hızına ögre değişecektir, fakat pervanedeki kayma nedeniyle oluşan kayıp, devir düşürücüdeki kayıp gibi nedenlerle nadiren P'nin üzerine çıkar.

Örneğin, 30 [ft] (9.1 [m]) boyundaki, 6 tonluk bir teknenin 
V/√L =1.34'deki gereksindiği güce bakalım. Bu değerin ton başına 62 [lbs], yani toplam olarak 62x6=372 [lbs] olduğunu buluruz. Buradan da ehp=372x7.4x0.0031=8.53[lbs] değerini elde ederiz. Eğer sevk katsayısı 0.4 olarak kabul edilirse (ki bu değer bu tip ve boyuttaki tekneler için tipik bir değerdir) bhp=21.3 olarak bulunur. Bulduğumuz bu değerin sakin suda temiz bir karinayla gereksinim duyduğumuz bir motor gücü olduğunu unutmamalıyız. Oysa pratikte bize, aşırı yükleme koşullarını da dikkate aldığımızda daha büyük bir motor gerekeceği açıktır. Yani hesabımızı şöyle bir 30 [hp]'ye bağlamak uygun olur görüşündeyiz.

Eğer 
V/√L =1.34 değerini dikkate alsaydık, yani seyrimizde 7.4 yerine 7.5'lik bir hızı hedefleseydik, teorik bhp değerimiz sadece ondalık bir hız artımıyla zaten 21'den 30'a çıkıverecekti. Bu da bir deplasman teknesini dikkatle seçilmiş belli bir hızın üstünde sevk ettirmeye çalışmanın maliyetlere ne denli acımasızca yansıdığını göstermesi açısından ibret vericidir.